İşçi ile işveren arasındaki alacak, tazminat ve işe iade uyuşmazlıklarında, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu aşama atlanırsa dava, esasına girilmeden usulden reddedilir. Arabulucu süreci kural olarak üç hafta içinde bitirir; anlaşma çıkmazsa düzenlenen son tutanakla dava açılabilir.
Zorunlu arabuluculuğun mantığı
Arabulucu, taraflardan bağımsız ve bu iş için eğitim almış bir kişidir. Hüküm kurmaz, kimin haklı olduğunu söylemez; tarafların birbirini dinlemesini, seçenekleri masaya koymasını ve kendi çözümlerini bulmasını kolaylaştırır. Varılan sonuç tamamen tarafların iradesine dayanır.
Hukuk uyuşmazlıklarının çoğunda bu yol isteğe bağlıdır. 2018 başında yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun ise iş uyuşmazlıklarının büyük bölümü için farklı bir tercih yaptı: kapsamdaki bir talep için arabulucuya gidilmiş olması, davanın görülebilmesinin ön şartı haline geldi. "Dava şartı arabuluculuk" ifadesi buradan gelir. Amaç, uzun sürebilecek bir yargılamaya girmeden tarafların anlaşabileceği bir zemin yaratmak ve iş mahkemelerinin yükünü hafifletmektir.
Kapsama giren ve girmeyen talepler
7036 s. Kanun m. 3'e göre aşağıdaki davalardan önce arabulucuya başvurmak zorunludur:
- Kanundan, bireysel iş sözleşmesinden veya toplu iş sözleşmesinden doğan işçi alacakları ve tazminatları. Kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil alacakları bu gruptadır.
- Aynı kaynaklara dayanan işveren alacakları ve tazminatları.
- İşe iade talepleri.
Kanun bazı davaları bilerek dışarıda bırakmıştır. İşçinin iş kazası geçirmesi ya da meslek hastalığına yakalanması nedeniyle istenen maddi ve manevi tazminatlar, bu olaylarla bağlantılı tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk şartına bağlı değildir; bunlar için doğrudan mahkemeye gidilebilir.
Uygulamada sıkça rastlanan bir yanılgı, kuralın yalnızca işçinin açtığı davalar için geçerli olduğu düşüncesidir. İşverenin işçiden isteyeceği alacak ve tazminatlar da aynı şarta bağlıdır.
Başvuru: nereye, nasıl?
Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro, kendi listesindeki arabuluculardan birini görevlendirir. Taraflar listedeki belirli bir arabulucu üzerinde anlaşırsa, o kişi görevlendirilir.
Arabulucu, taraflara telefon, e-posta veya benzeri iletişim araçlarıyla ulaşarak ilk toplantının yerini ve saatini bildirir. Taraflar toplantılara kendileri, kanuni temsilcileri ya da avukatları aracılığıyla katılabilir. Şirket gibi tüzel kişi tacirler ise kendi çalışanlarından birini, yazılı bir yetki belgesiyle görüşmelere katılmak üzere görevlendirebilir.
Ne kadar sürer?
Süreler kısa tutulmuştur:
- Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır.
- Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.
- Başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur, hak düşürücü süreler işlemez.
İşe iade taleplerinde bu takvime iki kısa süre daha eklenir. Arabulucuya başvuru, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde yapılmalı; anlaşma olmazsa dava, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılmalıdır (İş Kanunu m. 20).
Sürecin sonu: anlaşma belgesi veya son tutanak
Görüşmeler hangi sonuçla biterse bitsin, arabulucu bir son tutanak düzenler. Taraflar anlaşmış, anlaşamamış ya da karşı tarafa hiç ulaşılamamış olabilir; tutanak bu durumu kayda geçirir.
Anlaşma halinde düzenlenen anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılır ve anlaşılan konular için artık dava açılamaz. İşe iade görüşmelerinde anlaşma sağlanırsa işe başlatma tarihi, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının parasal miktarı belgede mutlaka gösterilmelidir.
Anlaşma sağlanamazsa davacı, son tutanağın aslını veya arabulucunun onayladığı bir örneğini dava dilekçesine ekler. Bu ek unutulmuşsa dava hemen reddedilmez: mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre tanır ve tutanak bu süre içinde gelmezse davanın usulden reddedileceğini bildirir. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan dava ise başka bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir.
Arabuluculuk ücretini kim öder?
Ücretin kime ait olduğu, sürecin nasıl bittiğine göre değişir:
- Taraflar anlaşırsa: Arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak, yani yarı yarıya karşılanır.
- Anlaşma sağlanamazsa: İlk iki saatlik ücret Hazine'den, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bu tutar sonradan açılan davada yargılama giderlerinden sayılır ve davanın sonucuna göre taraflara yüklenir.
Ücretin miktarı her yıl yayımlanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenir. Anlaşmaya yaklaşılan görüşmelerde ücretin nasıl paylaşılacağının da açıkça konuşulması tavsiye edilir; metinde bir hüküm yoksa eşit paylaşım kuralı uygulanır.
İlk toplantıya gelmemenin bedeli
Taraflardan biri geçerli bir mazereti olmadan ilk toplantıya katılmazsa ve süreç bu yüzden sona ererse, bu durum son tutanağa yazılır. 14 Kasım 2024'te yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'a göre toplantıya gelmeyen taraf, sonradan açılan davada kısmen ya da tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; vekâlet ücreti bakımından da yarı oranında bir sonuçla karşılaşır. Giderlerin tamamını bu tarafa yükleyen önceki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti.
Bu kural, haklılığından emin olan taraf için bile somut bir maliyet anlamına gelir. "Nasılsa mahkemede görüşürüz" düşüncesiyle toplantıyı boş vermek, sonunda lehe çıkan bir kararda bile gider yükünü artırır. Bir mazeret varsa toplantıdan önce arabulucuya bildirilmeli ve belgelenmelidir.
Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler
Uygulamada en çok sorun çıkaran nokta başvurunun kapsamıdır. Arabuluculuk, başvuruda konu edilen talepler bakımından dava şartını karşılar. Başvuruda adı geçmeyen bir alacak için sonradan dava açıldığında, o talep yönünden dava şartının eksik olduğu ileri sürülebilir. Bu yüzden başvuru sırasında bütün alacak kalemlerinin tek tek sayılması gerekir.
Diğer pratik notlar:
- Karşı tarafın doğru belirlenmesi: Alt işveren ile asıl işveren gibi birden fazla işverenin sorumlu olabileceği durumlarda, davada hasım gösterilecek herkesin arabuluculuk aşamasında da yer alması gerekir.
- Güncel iletişim bilgileri: Arabulucu tarafa ulaşamazsa süreç sonuçsuz kalır; doğru telefon ve adres bilgisi zaman kaybını önler.
- Vekâletnamenin kontrolü: Anlaşma belgesini avukat imzalayacaksa, vekâletnamede sulh olma yetkisinin bulunup bulunmadığına önceden bakılmalıdır.
- Anlaşma metninin açıklığı: Hangi alacak için ne kadar, hangi tarihte ve nasıl ödeneceği net yazılmalıdır. Belirsiz ifadeler, ilam niteliğindeki belgenin icrasında sorun çıkarır.
- Son tutanaktan sonraki hız: Özellikle işe iadede iki haftalık süre kısa olduğundan, dava dilekçesi görüşmeler sürerken hazırlanmaya başlanmalıdır.
Sık sorulan sorular
Arabulucuya gitmeden dava açarsam ne olur?
Dava, esasına girilmeden usulden reddedilir. Harç ve giderler boşa gider; işe iade gibi kısa süreye bağlı taleplerde kaybedilen zaman ise telafi edilemeyebilir.
İş kazası tazminatı için de arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları kanunun kapsamı dışındadır; doğrudan mahkemede açılabilir.
Arabulucunun önerdiği tutarı kabul etmek zorunda mıyım?
Hayır. Arabulucu karar vermez ve kimseyi bir çözüme zorlayamaz. Anlaşma ancak iki taraf da razı olursa kurulur; olmazsa son tutanakla dava yolu açılır.
Arabuluculuk ücretini ben mi öderim?
Anlaşma sağlanırsa ücret, aksi kararlaştırılmadıkça iki tarafça yarı yarıya ödenir. Anlaşma olmazsa ilk iki saatin ücreti Hazine'den karşılanır ve sonra açılacak davada yargılama giderleri arasında yer alır.
İlk toplantıya katılamayacaksam ne yapmalıyım?
Mazeretinizi toplantıdan önce arabulucuya bildirin ve belgeleyin. Mazeretsiz katılmamak, sonradan açılacak davada haklı çıksanız bile yargılama giderlerinin yarısını üstlenmenize yol açar. Bizzat gidemiyorsanız avukatınız aracılığıyla da temsil edilebilirsiniz. Uyuşmazlığın bu kapsama girip girmediği ve başvuruda hangi kalemlerin yer alacağı, başvurudan önce bir avukatla netleştirilebilir.
İş uyuşmazlığında arabuluculuk başvuru dilekçesi örneği
- Dilekçe, iş davası açılmadan önce karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, büro yoksa o yer adliyesinde bu işle görevlendirilen birime verilir.
- İşe iade için başvuru fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır (İK m. 20); arabulucu süreci üç haftada sonuçlandırır, bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir (7036 sayılı Kanun m. 3).
- Dilekçeye başvuranın kimlik fotokopisi, varsa vekaletname ve uyuşmazlığı gösteren belgeler eklenir; büronun hazır başvuru formu da kullanılabilir.
[İL] ADLİYESİ ARABULUCULUK BÜROSUNA
BAŞVURAN : [Ad Soyad] (T.C. Kimlik No: [...........])
[Adres]
[Telefon] / [E-posta]
VEKİLİ : [Varsa Av. Ad Soyad, adres]
KARŞI TARAF : [İşveren unvanı]
[Adres]
[Varsa Telefon / E-posta]
KONU : İş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için arabulucu
görevlendirilmesi talebidir.
UYUŞMAZLIK : [Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla çalışma ücreti,
yıllık izin ücreti / işe iade] talepleri.
AÇIKLAMALAR :
1. Başvuran, karşı tarafa ait [İşyeri adresi] adresindeki işyerinde [Tarih] ile [Tarih]
tarihleri arasında [Görev] olarak çalışmıştır. Son aylık brüt ücreti [Tutar] TL'dir.
2. Başvuranın iş sözleşmesi [Tarih] tarihinde [Fesih şekli; örneğin "karşı tarafça" veya
"başvuran tarafından haklı nedenle"] feshedilmiştir. [İşe iade talebi varsa: Fesih
bildirimi başvurana [Tarih] tarihinde tebliğ edilmiş olup bu başvuru bir aylık süreBu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.