0 (501) 054 16 16
Aile Hukuku

Velayet davası nasıl açılır?

Velayet davası aile mahkemesinde dilekçeyle açılır. Boşanmada velayet, velayetin değiştirilmesi, sosyal inceleme, çocuğun dinlenmesi ve ortak velayet.

Ekim 2026Av. Alaaddin Enes Sağcan~7 dk okumaTMK m. 182

Velayet davası, yetkili aile mahkemesine verilen bir dava dilekçesiyle başlar. Boşanma davası sürüyorsa velayet için ayrıca dava açmaya gerek yoktur; hâkim velayeti boşanma kararıyla birlikte düzenler. Boşanmadan sonra koşullar değişmişse velayetin değiştirilmesi için ayrı bir dava açılır ve mahkeme her iki durumda da çocuğun üstün yararını esas alır.

Velayetin kapsamı ve kime ait olduğu

Çocuğun nerede yaşayacağına, hangi okula gideceğine, sağlığıyla ilgili kararlara ve onun adına yapılacak hukuki işlemlere kimin karar vereceği sorusunun hukuktaki karşılığı velayettir. TMK m. 335'e göre on sekiz yaşından küçük çocuk anne ve babasının velayeti altında bulunur ve bu yetki, kanunun saydığı bir sebep olmadan ebeveynden alınamaz.

Evlilik sürerken velayeti anne ve baba birlikte kullanır (TMK m. 336). Eşler ayrı yaşıyorsa hâkim velayetin kullanımını eşlerden birine bırakabilir. Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı ebeveyne geçer. Anne ile baba evli değilse velayet kural olarak annenindir (TMK m. 337).

Velayet ile kişisel ilişki ayrı kavramlardır. Velayeti almayan ebeveyn çocuğuyla görüşme hakkını kaybetmez; mahkeme bu ebeveyn ile çocuk arasında belirli gün ve saatlerde görüşmeyi düzenleyen kişisel ilişki kurar (TMK m. 182 ve m. 323).

"Velayet davası" hangi durumları kapsar?

Günlük dilde aynı ifade birbirinden farklı süreçler için kullanılır; hangisinin söz konusu olduğu izlenecek yolu da belirler.

  • Boşanma davası içinde velayet: Boşanma veya ayrılığa karar veren hâkim, anne ve babanın hakları ile çocuğun yararını birlikte gözeterek velayeti düzenler (TMK m. 182). Anlaşmalı boşanmada velayet protokolde belirlenir; hâkim protokolü çocuğun yararına uygun görmezse değiştirebilir.
  • Velayetin değiştirilmesi: Boşanmadan sonra ortaya çıkan yeni olgular gerektiriyorsa velayet diğer ebeveyne verilebilir (TMK m. 183 ve m. 349).
  • Velayetin kaldırılması: Daha hafif koruma tedbirleri denenip işe yaramamışsa veya baştan yetmeyeceği belliyse, çocuğun gelişimini ağır biçimde tehlikeye sokan ebeveynin velayeti kaldırılabilir (TMK m. 348).
  • Evlilik devam ederken ayrı yaşama: Eşler fiilen ayrı yaşıyorsa velayetin kullanımı mahkeme kararıyla eşlerden birine bırakılabilir.
  • Evlilik dışında doğan çocuk: Velayet kanun gereği annededir; babanın velayet talebi çocuğun yararı yönünden ayrıca incelenir.

Davanın açılması: görev, yetki ve aşamalar

Velayet davalarına aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar (4787 sayılı Kanun). Bu davalarda basit yargılama usulü uygulanır (HMK m. 316); dilekçe aşaması kısa tutulur ve yargılamanın daha hızlı ilerlemesi hedeflenir.

Yargıtay uygulamasında davanın, davacının veya davalının yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılabileceği kabul edilmektedir. Velayet davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; doğrudan mahkemeye başvurulur. Velayetin değiştirilmesi için kanunda bir dava açma süresi de öngörülmemiştir; çocuk ergin oluncaya kadar, koşullar değiştiğinde dava açılabilir.

Süreç genel hatlarıyla şöyle ilerler:

  • Dilekçe hazırlanır: tarafların ve çocuğun kimlik bilgileri, talep (velayetin değiştirilmesi, kaldırılması vb.), dayanılan olaylar ve deliller açıkça yazılır.
  • Deliller derlenir: okul kayıtları, sağlık raporları, yazışmalar, tanıklar ve varsa önceki mahkeme kararı.
  • Dilekçe yetkili aile mahkemesine verilir, başvuru harcı ve gider avansı yatırılır. Dava e-Devlet üzerinden Vatandaş UYAP ile de açılabilir.
  • Dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir; basit yargılamada cevap süresi tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 317).
  • Mahkeme sosyal inceleme raporu aldırır, tanıkları dinler, gerekirse çocuğu dinler ve kararını verir.

Boşanma davası açılır açılmaz, taraflardan talep beklemeksizin çocukların yargılama süresince nasıl bakılacağı ve korunacağı da hâkimin gündemine girer (TMK m. 169). Çocuğun yargılama boyunca kimin yanında kalacağı ve diğer ebeveynle nasıl görüşeceği bu çerçevede geçici olarak belirlenir. Geçici düzenleme, nihai kararın da aynı yönde çıkacağı anlamına gelmez.

Hâkim kararını neye göre verir?

Kanun hâkime hazır bir formül sunmaz; tek pusula çocuğun üstün yararıdır. Hâkim, çocuğun hangi ebeveynin yanında daha sağlıklı, güvenli ve dengeli bir ortamda büyüyeceğini araştırır. Uygulamada öne çıkan başlıca unsurlar şunlardır:

  • Çocuğun yaşı ve gelişim dönemi; küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına duyulan ihtiyaç kural olarak önemli bir etkendir, fakat tek başına belirleyici değildir
  • Ebeveynin çocuğa ayırabildiği zaman, ilgisi ve bakım kapasitesi
  • Çocuğun okul, çevre ve kardeş ilişkilerinden oluşan yerleşik düzeninin korunması
  • Ebeveynin sağlık durumu, yaşam koşulları ve çocuğu olumsuz etkileyebilecek davranışları
  • Ebeveynin, çocuğun diğer tarafla görüşmesine ne ölçüde alan tanıdığı

Uygulamada sıkça rastlanan bir yanılgı, yüksek gelirin velayeti kendiliğinden getireceği düşüncesidir. Gelir düzeyi tek başına belirleyici değildir; daha fazla kazanmak, çocuğun yararına daha uygun ebeveyn olmak anlamına gelmez. Çocuğun maddi ihtiyaçları, velayeti almayan ebeveynin ödeyeceği iştirak nafakasıyla karşılanır.

Sosyal inceleme raporu ve çocuğun dinlenmesi

Aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar görev yapar. Hâkim bu meslek elemanlarından sosyal inceleme raporu ister; raporu hazırlayan kişi her iki ebeveynle ve çocukla görüşür, gerekirse ev ortamını yerinde inceler. Yargıtay, yalnızca bir tarafla görüşülerek hazırlanan raporu yeterli saymamaktadır. Rapor hâkimi bağlamaz, diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, görüş oluşturabilecek olgunluktaki çocuğun kendisini ilgilendiren konularda dinlenmesini öngörür. Kanunda sabit bir yaş sınırı yoktur. Yargıtay, idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi gerektiğini vurgulamış ve sekiz yaşındaki bir çocuğu da bu kapsamda değerlendirmiştir. Çocuk çoğunlukla duruşma salonu dışında, pedagog veya psikolog eşliğinde, baskı hissetmeyeceği bir ortamda dinlenir.

Çocuğun tercihi önemlidir ama sonucu tek başına belirlemez. Hâkim bu tercihi çocuğun üstün yararıyla birlikte tartar; çocuğun bir ebeveyn tarafından yönlendirildiği anlaşılırsa bu durum da hesaba katılır.

Velayetin değiştirilmesi ve ortak velayet

Boşanmada verilen velayet kararı kalıcı değildir. TMK m. 183, yeni olguların gerektirmesi hâlinde hâkimin çocukla ilgili gerekli önlemleri almasına ve velayeti değiştirmesine imkân tanır. Yargıtay, değişikliğin önemli, esaslı ve süreklilik taşıyan nitelikte olmasını arar; kısa süreli sıkıntılar genellikle yeterli görülmez. Değişiklik gerekçesi olarak ileri sürülen başlıca durumlar şunlardır:

  • Velayet sahibinin çocuğun bakım ve eğitimini ihmal etmesi
  • Çocuğun şiddete ya da sağlıksız bir ortama maruz kalması
  • Velayet sahibinin diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi
  • Çocuğun okul düzeninde ve gelişiminde ciddi bozulma

Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, TMK m. 349'da durum değişikliği sebepleri arasında anılsa da tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli görülmez. Belirleyici olan, yeni eşin veya yeni yaşam ortamının çocuğu nasıl etkilediğidir.

Ortak velayet kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Yargıtay 2017'den bu yana verdiği kararlarda, anne ile babanın bu konuda uzlaşmış olması ve böyle bir düzenin çocuğa zarar vermeyip aksine fayda sağlaması koşuluyla boşanmadan sonra da ortak velayete hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Uygulamada ortak velayet çoğunlukla anlaşmalı boşanmalarda, protokolde açıkça yer alan taleple gündeme gelir; taraflardan yalnızca birinin istemesi kural olarak yetmez.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

Bu davalarda en sık görülen sorun, velayet davasının iki ebeveyn arasındaki kırgınlıkların hesaplaşma alanına dönüşmesidir. Karşı tarafı kötülemeye odaklanan ebeveyn, hâkim ve sosyal inceleme yapan meslek elemanı gözünde çoğu zaman çocuğun yararını ikinci plana iten taraf olarak görünür.

  • Deliller olay odaklı toplanmalıdır: tarihli okul yazışmaları, sağlık kayıtları, ihmal veya engellemeyi gösteren somut mesajlar, genel suçlamalardan çok daha ikna edicidir.
  • Çocuk sürecin içine çekilmemelidir: çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek ya da onu karşı taraf hakkında sorguya çekmek, dinlenme sırasında genellikle fark edilir ve aleyhe sonuç doğurur.
  • Geçici görüşme düzenine uyulmalıdır: dava sürerken belirlenen kişisel ilişkiyi engellemek, velayet değerlendirmesinde ciddi bir olumsuzluk olarak dosyaya yansır.
  • Sosyal inceleme görüşmesine hazırlıklı gidilmelidir: ev düzeni, çocuğun günlük rutini, okul ve sağlık takibi hakkında net bilgi verebilmek önemlidir.

Bir nokta daha gözden kaçmamalıdır: sosyal inceleme raporuna itiraz edilecekse bu, rapor tebliğ edildikten sonra beklemeden ve somut gerekçelerle yapılmalıdır. Genel ve duygusal itirazlar raporun etkisini azaltmaz.

Sık sorulan sorular

Velayet davası ne kadar sürer?

Kanunda kesin bir süre öngörülmemiştir. Süreyi en çok sosyal inceleme raporunun hazırlanma zamanı, tebligatlar ve tanıkların dinlenmesi belirler. Basit yargılama usulüne tabi olduğundan genel usuldeki davalardan kısa sürmesi beklenir; karara karşı istinaf yoluna gidilirse süre uzar.

Velayet için arabulucuya başvurmak şart mı?

Hayır. Velayet davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir ve doğrudan aile mahkemesinde açılır. Taraflar velayet ve görüşme düzeni konusunda kendi aralarında anlaşabilir; ancak bu anlaşmanın geçerlilik kazanması için mahkemece onaylanması gerekir.

Velayeti almayan ebeveyn çocuğunu görebilir mi?

Evet. Bu ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı vardır. Mahkeme görüşme günlerini, saatlerini ve tatil dönemlerini kararında belirler. Aynı ebeveyn, çocuğun giderlerine iştirak nafakası ödeyerek katılır.

Çocuk kaç yaşında kendi tercihini söyleyebilir?

Kanunda belirli bir yaş yazılı değildir; çocuğun görüş oluşturabilecek olgunlukta olup olmadığını hâkim takdir eder. Yargıtay idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi gerektiğini belirtmiş, sekiz yaşındaki bir çocuğu da bu kapsamda değerlendirmiştir. Çocuğun tercihi önemli bir delildir, fakat hâkimi tek başına bağlamaz.

Velayet bir kez değiştikten sonra yeniden değiştirilebilir mi?

Evet. Velayete ilişkin kararlar koşullar değiştiğinde yeniden ele alınabilir. Bunun için yeni bir dava açılması ve değişikliği gerektiren yeni olguların ortaya konması gerekir; mahkeme yine çocuğun üstün yararını esas alır. Her ailenin koşulları farklı olduğundan, dava açmadan önce somut durumun bir hukukçuyla değerlendirilmesi isabetli olur.

Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneği

  • Dilekçe, boşanmadan sonra çocuğun yararını etkileyen esaslı ve sürekli yeni olgular ortaya çıktığında, davacının veya davalının yerleşim yerindeki aile mahkemesine verilir; arabulucuya başvurmak gerekmez.
  • Kanunda dava açma süresi yoktur; çocuk ergin olana kadar açılabilir, basit yargılamada cevap süresi tebliğden itibaren iki haftadır (HMK m. 317).
  • Dilekçeye kesinleşme şerhli boşanma kararı, nüfus kayıt örneği ve okul, sağlık, yazışma gibi yeni olguları gösteren belgeler eklenir.
Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneği
[İL] NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

DAVACI      : [Ad Soyad] (T.C. Kimlik No: [...........])
              [Adres]
VEKİLİ      : [Varsa Av. Ad Soyad, adres]
DAVALI      : [Ad Soyad] (T.C. Kimlik No: [...........])
              [Adres]
KONU        : Müşterek çocuk [Çocuğun Ad Soyadı]'nın velayetinin davalıdan alınarak
              davacıya verilmesi, davalı ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması ve
              iştirak nafakasına hükmedilmesi talebidir.
DAVA DEĞERİ : Velayet talebi yönünden maktu; iştirak nafakası talebi yönünden [Tutar] TL
              (talep edilen aylık nafakanın bir yıllık tutarı).

AÇIKLAMALAR :

1. Taraflar, [Mahkeme Adı]'nin [Esas No] Esas, [Karar No] Karar sayılı ve [Tarih]
   tarihinde kesinleşen kararıyla boşanmıştır. Bu kararla müşterek çocuk
   [Çocuğun Ad Soyadı]'nın (Doğum Tarihi: [Tarih]) velayeti davalıya verilmiş, davacı ile
   çocuk arasında kişisel ilişki kurulmuş ve davacı aleyhine aylık [Tutar] TL iştirak
   nafakasına hükmedilmiştir.

2. Boşanma kararından sonra ortaya çıkan aşağıdaki yeni olgular, çocuğun üstün yararı

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.