Şüpheli olarak çağrılan herkes kolluğa da savcılığa da avukatıyla gidebilir ve ifade süresince avukatını yanında tutabilir. Avukat tutacak durumda olmayan kişiye, talep etmesi hâlinde baro ücretsiz avukat atar; çocuklarda ve ağır cezalı bazı suçlarda bu atama talep beklenmeden yapılır. Kollukta avukat yokken alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme dayanak yapılamaz.
Önce kavramları ayıralım
Ceza Muhakemesi Kanunu, şüphelinin dinlenmesini kimin yaptığına göre iki ayrı ad kullanır. Kolluk görevlisi ya da Cumhuriyet savcısı dinliyorsa buna ifade alma, hâkim veya mahkeme dinliyorsa sorgu denir. Tutuklanması istenerek sulh ceza hâkimliğine sevk edilen kişi, örneğin, orada sorguya çekilir.
Bazı kurallar yalnızca kolluk ifadesine özgü olduğu için bu ayrım önem taşır. Bununla birlikte avukattan yararlanma, susma ve bilgilendirilme hakları ifadede de sorguda da aynı genişlikte geçerlidir.
Çağrının hangi sıfatla yapıldığı da sonuçları değiştirir. Tanık, bildiklerini doğru anlatmakla yükümlüdür. Şüpheli ise kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz. Uygulamada sıkça görülen bir yanılgı, tanık sıfatıyla çağrıldığını düşünen kişinin aslında şüpheli olarak dinleneceğini ancak karakolda öğrenmesidir. Bu yüzden çağrı kâğıdındaki sıfat ilk okunması gereken bilgidir.
Çağrı çoğu zaman yazılı bir davetiyeyle, bazen de telefonla yapılır. Hangi soruşturma numarasına ilişkin olduğu ve kişinin hangi sıfatla davet edildiği sorulup öğrenilebilir. Bu bilgiler elde olursa avukatla yapılacak ön görüşme çok daha verimli geçer.
Çağrıya uymayan kişi, bu sonuç davetiyede yazılıysa zorla getirilebilir. Zorla getirilmiş olmak, susma hakkını da avukat hakkını da ortadan kaldırmaz.
Gözaltı süresi ve itiraz
Gözaltı süresi kural olarak yakalamadan itibaren yirmi dört saattir; kişinin en yakın hâkime götürülmesi için zorunlu yol süresi bu hesaba katılmaz (CMK m. 91). Toplu işlenen suçlarda savcı, yazılı emirle ve her seferinde bir günü aşmamak üzere süreyi üç güne kadar uzatabilir. Bazı özel kanunlar farklı süreler öngörür.
Süre dolduğunda kişi ya serbest bırakılır ya da savcılığa, gerekirse tutuklama istemiyle sulh ceza hâkimliğine götürülür. Hâkim önündeki sorguda da avukat hakkı aynen devam eder.
Gözaltı işlemine ve uzatma kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurmak mümkündür. Bu başvuruyu gözaltındaki kişi, avukatı, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derece kan hısımları yapabilir.
İfadeden önce yapılması zorunlu bilgilendirme
CMK m. 147, ifadeye geçilmeden önce atılması gereken adımları sıralar. Özetle:
- Şüphelinin kimliği belirlenir; kimliğe ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğü vardır.
- Kendisine yöneltilen suçlama anlatılır.
- Müdafi seçebileceği ve müdafinin ifade boyunca yanında olabileceği söylenir; avukat tutacak gücü yoksa istediğinde barodan avukat atanacağı bildirilir.
- Gözaltına alınmışsa, isterse yakınlarından birine vakit kaybetmeden haber verilir.
- Suçlamaya ilişkin açıklama yapmama hakkı hatırlatılır.
- Aleyhindeki şüpheleri gidermek için somut delil toplanmasını isteyebileceği, lehine olan hususları ileri sürebileceği belirtilir.
- Kişisel ve ekonomik durumu sorulur.
- İmkân varsa ifade sesli ve görüntülü olarak kaydedilir.
Bilgilendirmenin yapıldığı tutanağa geçirilir. Tutanak imzalanmadan önce satır satır okunmalı, eksik ya da yanlış aktarılmış bir cümle varsa düzeltilmesi istenmelidir. Kişi imzadan kaçınırsa, nedeni de tutanağa yazılır.
Avukat hakkının kapsamı ve sınırları
Şüpheli, soruşturmanın her evresinde bir ya da birden çok avukattan destek alabilir (CMK m. 149). Ancak soruşturma evresinde ifade ve sorgu sırasında aynı anda bulunabilecek avukat sayısı üçü geçemez.
Kanun, avukatın şüpheliyle görüşmesinin, ifade ve sorgu boyunca yanında bulunmasının ve hukuki yardım vermesinin engellenemeyeceğini açıkça güvence altına alır. Bu görüşme vekâletname şartına bağlı değildir; şüpheli avukatıyla dilediği zaman ve konuşulanların üçüncü kişilerce işitilemeyeceği bir yerde görüşebilir. Aralarındaki yazışmalar da denetime tabi tutulamaz (CMK m. 154).
Bunun dar bir istisnası vardır. Terörle mücadele kapsamındaki suçlar, örgütlü uyuşturucu suçları ve devletin güvenliği ile anayasal düzene karşı bazı suçlarda, savcının istemi ve hâkim kararıyla gözaltındaki şüphelinin avukatıyla görüşmesi en çok yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir. Bu süre boyunca şüpheliden ifade alınamaz.
Avukat, soruşturma dosyasını inceleyip belgelerin örneğini alabilir. Soruşturmanın amacını tehlikeye sokacaksa bu yetki hâkim kararıyla sınırlanabilir (CMK m. 153). Şüphelinin ifade tutanakları, bilirkişi raporları ve şüphelinin hazır bulunabileceği işlemlere ait tutanaklar ise bu sınırlamanın kapsamına girmez.
Barodan avukat ve zorunlu müdafilik
Avukat tutacak durumda olmadığını belirten şüpheliye, istemesi üzerine baro bir avukat görevlendirir (CMK m. 150). Adliye koridorlarında bu avukatlara "CMK avukatı" denir ve şüpheliden ücret alınmaz.
Bazı hâllerde şüphelinin talebi aranmaz, görevlendirme kendiliğinden yapılır:
- Şüphelinin on sekiz yaşını doldurmamış olması
- Kendini savunamayacak ölçüde malul olması
- Sağır ve dilsiz olması
- Soruşturmanın, kanunda alt sınırı beş yıldan fazla hapis öngörülen bir suça ilişkin olması
Zorunlu müdafilik yalnız soruşturmada değil, dava aşamasında da uygulanır. Ölçüt, somut olayda çıkabilecek ceza değil, suç tipi için kanunda yazılı cezanın alt sınırıdır. Alt sınırı beş yıl ya da daha düşük olan bir suçta şüpheli talep etmedikçe müdafi atanmaz; fakat her durumda barodan avukat isteme hakkı vardır.
Zorunlu müdafiliğin gerektiği bir dosyada avukat olmadan ifade almak, kanunun vazgeçilmez saydığı bir güvencenin atlanması anlamına gelir. Şüphelinin "avukat istemiyorum" demesi bu yükümlülüğü kaldırmaz.
Avukat ifade odasında ne yapar?
Avukat şüphelinin yanında oturur ve işlemin kanuna uygun yürüyüp yürümediğini izler. Hakların eksiksiz hatırlatılıp hatırlatılmadığını, soruların yönlendirici veya baskı içerikli olup olmadığını, söylenenlerin tutanağa olduğu gibi geçip geçmediğini takip eder.
İfadeden önce baş başa görüşme fırsatı belki de en değerli kısımdır. Şüpheli bu görüşmede suçlamanın içeriğini, susma hakkını nasıl kullanabileceğini ve konuşmasının olası sonuçlarını öğrenir. İfadenin herhangi bir anında avukatıyla görüşmek istediğini söylemesi de mümkündür.
Avukat, tutanağa geçmesini istediği hususları ve usule aykırı bulduğu işlemleri dile getirebilir. Tutanağın imzadan önce avukat tarafından da okunması, ileride çıkabilecek "ben böyle söylemedim" tartışmalarının önünü keser. Lehe delillerin toplanması talebi de çoğunlukla bu aşamada yapılır.
Avukatsız ifadenin delil değeri
İfadenin özgür iradeye dayanması şarttır. Kötü muamele, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, zor kullanma, tehdit ya da kanuna aykırı menfaat vaadi gibi yöntemler yasaktır (CMK m. 148). Bu yollarla elde edilen beyan, kişi sonradan razı olsa bile delil sayılmaz.
Kanun bir güvence daha getirir: Kolluk, şüpheliyi avukatı yanında olmadan dinlemişse bu beyan, kişi onu sonradan hâkimin ya da mahkemenin karşısında benimsemedikçe hükmün dayanağı yapılamaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre savcılıkta yapılan teyit bu sonucu doğurmaz; doğrulamanın hâkim veya mahkeme huzurunda gerçekleşmesi gerekir.
Kuralın amacı, kollukta stres altında ve hukuki destek olmadan verilen sözlerin tek başına mahkûmiyete dayanak olmasını engellemektir. Şüphelinin avukat isteyip istemediği bu sonucu değiştirmez. Avukatsız ifade tümüyle yok hükmünde de değildir; ancak kişi mahkemede onu kabul etmezse, karar yalnızca o beyana dayandırılamaz.
Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler
Uygulamada en çok hata yapılan nokta, kişinin "nasılsa bir şey yapmadım, anlatırım geçer" düşüncesiyle hazırlıksız ifade vermesidir. Oysa ilk beyan, dosyanın sonraki bütün aşamalarında şüphelinin karşısına çıkar. Sonradan verilen çelişkili açıklamalar, aslında haklı olan bir savunmayı bile zayıflatabilir.
Bu nedenle çağrı alındığında tarih ve dosya numarasının not edilmesi, olayla ilgili yazışma, dekont ve belgelerin bir araya getirilmesi ve avukat yardımı alınacaksa ifadeden önce baş başa görüşme yapılması önerilir. Telefonla yapılan çağrılarda arayan birimin ve dosya numarasının sorulması da yerinde olur.
Tutanağa geçen ifadeyi okumadan imzalamamak, eksik ya da yanlış yazılmış bir cümleyi düzelttirmek ve gerekiyorsa bunun tutanağa not edilmesini istemek şüphelinin hakkıdır. Hangi hakkın hangi anda ve nasıl kullanılacağı ise olayın özelliklerine göre değişir; genel bilgilerin somut dosyaya uyarlanması ayrıca değerlendirme ister.
Sık sorulan sorular
Avukatım gelmeden ifade vermek zorunda mıyım?
Hayır. Şüpheli, avukatının yanında olmasını istediğini söyleyebilir ve bu talep engellenemez. Avukat tutacak durumda değilse barodan görevlendirme isteyebilir. Avukat gelene kadar susma hakkını kullanması da mümkündür.
Susmam aleyhime yorumlanır mı?
Susma hakkı kanunla tanınmıştır ve bu hakkı kullanmak tek başına suçluluk göstergesi sayılamaz. Şüpheli bazı sorulara cevap verip bazılarını yanıtsız bırakabilir ya da hiç açıklama yapmayabilir. Yalnızca kimlik bilgilerine ilişkin sorular bu hakkın dışındadır ve doğru cevaplanmalıdır.
Barodan atanan avukata ücret ödenir mi?
Ödenmez. İster şüphelinin talebiyle ister zorunlu müdafilik kapsamında atanmış olsun, CMK avukatının ücreti şüpheliden alınmaz. Şüpheli dilerse sonraki aşamalarda kendi seçtiği bir avukatla devam edebilir.
İfadeye kaç avukatla gidebilirim?
Birden fazla avukattan yararlanmanız mümkündür. Ancak soruşturma evresinde ifade ve sorgu sırasında aynı anda en fazla üç avukat hazır bulunabilir.
Kollukta avukatsız verdiğim ifadeyi mahkemede kabul etmezsem ne olur?
Kollukta avukatsız verilen bir ifade, siz onu hâkim veya mahkeme önünde benimsemedikçe hükme dayanak alınamaz. Beyanı mahkemede kabul etmezseniz, mahkeme sonuca dosyadaki diğer delilleri değerlendirerek ulaşmak zorundadır.
Müdafi görevlendirilmesi talep dilekçesi örneği
- Bu dilekçe, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan kişi tarafından, ifade alınmadan önce soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına verilir; aynı talep ifade sırasında sözlü olarak da dile getirilip tutanağa geçirilmesi istenebilir.
- Kanunda ayrı bir başvuru süresi yoktur, talebin ifade tarihinden önce yapılması gerekir; şüpheli çocuksa, kendini savunamayacak derecede malulse, sağır ve dilsizse veya suçun kanundaki cezasının alt sınırı beş yıldan fazla hapis ise müdafi istem aranmaksızın görevlendirilir (CMK m. 150).
- Dilekçeye çağrı kâğıdının veya bildirimin örneği ile kimlik fotokopisi eklenir; müdafi seçebilecek durumda olmama hâlinde şüphelinin beyanı esas alındığından gelir belgesi zorunlu değildir.
[İL] CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
SORUŞTURMA NO : [Soruşturma No]
ŞÜPHELİ : [Ad Soyad] (T.C. Kimlik No: [...........])
[Adres]
KANUNİ TEMSİLCİ : [Şüpheli çocuk ise veli veya vasinin Ad Soyad, adres]
KONU : CMK m. 150 uyarınca baro tarafından müdafi görevlendirilmesi
talebidir.
AÇIKLAMALAR :
1. Başsavcılığınızın [Soruşturma No] sayılı soruşturma dosyası kapsamında, [Tarih] tarihli
çağrı ile [Tarih] tarihinde şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere çağrılmış
bulunmaktayım.
2. Çağrıda hakkımdaki suçlamanın [çağrıda veya bildirimde belirtildiği şekliyle suçlama]
olduğu bildirilmiştir.
3. [Gelir ve çalışma durumuna ilişkin kısa açıklama] nedeniyle kendime müdafi seçebilecek
durumda değilim. İfademin bir müdafi hazır bulunduğu hâlde alınmasını istiyorum.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.